Şirket borcu ile kişisel takip arasındaki ilk ayrım
Limited şirketin ödenmeyen vergisi veya sosyal güvenlik borcu bulunduğunda ortaklara sıklıkla aynı soru yöneltilir: Şirket ayrı tüzel kişi olduğuna göre neden şahsi ödeme talebi geldi? Kamu alacaklarında kişisel sorumluluk özel düzenlemelerden doğabilir. Bu nedenle şirketin özel hukuk borçları hakkındaki genel düşünce, vergi ve prim dosyasına olduğu gibi taşınamaz.
İncelemeye borcun türüyle başlanmalıdır. Vergi aslı, vergiye bağlı alacak, sigorta primi, kamu kurumunun başka alacağı ve şirkete verilen ceza aynı hukuki kalem değildir. Kişiye gönderilen belgenin hangi sıfata ve hangi kanun hükmüne dayandığı belirlenir. Ortak, müdür, kanuni temsilci veya üst düzey yönetici ifadeleri birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Bir kişinin hem ortak hem müdür olması mümkündür. Bu durumda aynı şirketle bağlantılı iki farklı sorumluluk dayanağı tartışılabilir. Fakat yalnız şirkette çalışmak ile yönetim ve temsil yetkisini taşımak aynı şey değildir. Dosyada kişinin ne yaptığı kadar hukuken hangi yetki ve sıfatı taşıdığı, bunun hangi tarihler arasında sürdüğü de açıklanmalıdır.
Ortağın sermaye payı oranındaki sorumluluğu ne anlama gelir?
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi limited şirket ortağının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hissesi oranında sorumluluğunu düzenler. Bu kural, şirketin borcu oluşur oluşmaz her ortağın otomatik olarak bütün borcun şahsi borçlusu olduğu anlamına gelmez. Şirketten tahsile ilişkin koşul ve pay oranı birlikte incelenir.
Pay oranıyla sorumluluk, yalnız şirkete konulan sermayenin parasal tutarı kadar sorumluluk demek değildir. Örneğin düşük sermayeyle kurulmuş bir şirketin büyük kamu borcu bulunabilir. İnceleme sermaye taahhüdünün ödenip ödenmediğine indirgenemez. Kişinin ilgili borç bakımından hangi oranda sorumlu tutulduğu, ödeme talebindeki kalemlerle karşılaştırılmalıdır.
Birden çok dönem veya değişen pay oranı varsa tek oranla genel hesap yapmak yanıltıcı olabilir. Şirketin bugünkü ortaklık tablosu geçmiş dönemleri kendiliğinden açıklamaz. Borcun hangi döneme ilişkin olduğu, hangi tarihte doğduğu ve ödenmesi gerektiği soruları ayrı kaydedilir. Böylece genel toplam yerine hukuki bağlantısı gösterilebilen kalemler üzerinden inceleme yapılır.
Şirketten tahsil edilememe koşulu nasıl araştırılır?
Şirketin borçlu olması ile kamu alacağının şirketten tahsil edilememesi farklı olgulardır. Kişisel takipte hangi tahsil işlemlerinin yapıldığı, şirket malvarlığına ilişkin hangi tespitlerin bulunduğu ve alacağın neden karşılanamadığı araştırılmalıdır. Şirketin faaliyetinin sona ermesi önemli bir bilgi olabilir; ancak yalnız kapalı işyeri fotoğrafı borcun bütün hukuki geçmişini açıklamaz.
Dosyada şirkete yapılmış bildirimler, ödeme ve tahsilat kayıtları, malvarlığı araştırmaları ve varsa haciz işlemleri incelenebilir. Şirketin alacağı veya kullanılabilir varlığı bulunduğu ileri sürülüyorsa bunun somut kaydı gösterilmelidir. Muhasebe bilançosundaki bir varlığın gerçekten tahsil edilebilir olup olmadığı da ayrı sorudur. Kâğıt üzerindeki tutar ile mevcut ekonomik durum karıştırılmamalıdır.
Ortağın savunması yalnız şirketin hâlâ açık olduğu cümlesine dayanırsa tahsil koşulu yeterince tartışılmayabilir. Buna karşılık idarenin kullandığı genel tahsil edilemiyor ifadesi de dosyadaki dayanaklardan bağımsız okunmamalıdır. İlgili kayıtların talep edilmesi, kişisel sorumluluk hesabının neden bu aşamada yapıldığını anlamaya yardımcı olur. İddia edilen eksiklik açık biçimde gösterilmelidir.
Müdür ve kanuni temsilcinin konumu neden farklıdır?
Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi, tüzel kişilerin vergi ödevlerinin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmesini ve bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle şirketten alınamayan vergi ve bağlı alacakları düzenler. Diğer kamu alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi ayrıca önem taşır. Temsilci sorumluluğu, ortağın pay oranına dayalı sorumluluğuyla aynı inceleme değildir.
Bu nedenle müdür olduğum için yalnız payım kadar sorumluyum veya hiç payım olmadığı için hiçbir kamu borcundan sorumlu tutulamam biçimindeki genellemeler doğru değerlendirme sağlamaz. Önce alacağın tabi olduğu hüküm ve temsil yetkisi belirlenir. Temsilci sıfatının yanında ilgili ödevin dönemi ve yerine getirilmesine ilişkin kayıtlar da incelenir.
Şirket içindeki görev dağılımı, imza şekli ve ticaret sicili kayıtları birlikte okunmalıdır. Muhasebe işlerinin dışarıdan hizmet alınarak yürütülmesi, kanuni temsilcilik sorusunu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık yalnız günlük ödeme yapan bir çalışanın otomatik kanuni temsilci sayılması da doğru değildir. Hangi işlemi yapma yetkisinin kimde bulunduğu tarihli belgelerle gösterilmelidir.
SGK prim borçlarında özel düzenleme nasıl dikkate alınır?
5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi, Kurum alacaklarının haklı sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi hâlinde şirketin üst düzey yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğunu düzenler. Bu özel hüküm nedeniyle SGK dosyası, vergi dosyasının yalnız kurum adı değiştirilmiş biçimi olarak ele alınamaz.
Önce talep edilen kalemin sigorta primi mi, başka kurum alacağı mı olduğu anlaşılmalıdır. Ardından kişinin yetkisi, görev dönemi ve ödeme yükümlülüğüyle bağlantısı incelenir. Sadece şirketin önce takip edilmesini bekleyen bir yaklaşım, özel sorumluluk düzeninin etkisini gözden kaçırabilir. Ortaklık sıfatına dayalı başka bir takip varsa onun hukuki temeli de ayrıca gösterilir.
SGK yazısı, ödeme emri, hesap dökümü ve işyeri sicil bilgileri birlikte toplanmalıdır. İşveren değişikliği, birden fazla işyeri veya dönem ayrımı varsa bunlar hesapta görünür olmalıdır. Aynı kişiye farklı sıfatlarla yöneltilen taleplerin hangi kalemleri kapsadığı anlaşılmadan toplam borç üzerinden sonuç çıkarılmamalıdır. Yetkiyi gösteren belgelerle Kurumun kabul ettiği sıfatın karşılaştırılması önem taşır.
Pay devri geçmiş kamu borcunu kendiliğinden temizler mi?
Kanunun 35. maddesi, pay devrinde devreden ve devralanın devir öncesi kamu alacakları bakımından pay oranı esasına göre müteselsil sorumluluğunu ayrıca düzenler. Alacağın doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı pay sahipleri bulunması da aynı maddede ele alınır. Dolayısıyla payı devrettim, artık geçmiş borçla ilgim yok sonucu otomatik değildir.
Devir tarihinin nasıl belirlendiği önemlidir. Noter belgesi, gerekli şirket onayı, pay defteri ve sicil ilanı aynı hukuki işlevi taşımaz. İnceleme yalnız ilan tarihine veya tarafların sözlü anlaşma gününe indirgenmemelidir. Devir öncesi ve sonrası borç kalemleri, ilgili dönemin hukuki kurallarıyla eşleştirilir. Yeni ortağın geçmiş borç bulunmadığı yönünde aldığı beyan da ayrıca değerlendirilir.
Taraflar arasındaki eski borçları satıcı öder anlaşması, kamu alacaklısının takip yetkisiyle aynı mesele değildir. Böyle bir anlaşma taraflar arasında farklı talep imkânları doğurabilir; fakat kamu kurumunu her durumda bağlayan bir sorumsuzluk belgesi gibi görülemez. Devir sözleşmesi ile kamu takibi iki ayrı dosya başlığı olarak incelenmelidir.
Müdürlükten ayrılış ve ortaklıktan çıkış aynı tarih midir?
Bir ortak payını devretse bile müdürlük görevi veya temsil yetkisi bakımından ayrıca işlem gerekebilir. Tersine, müdürlükten ayrılan kişi ortak olarak kalabilir. Bu nedenle kişisel sorumluluk incelemesinde tek ayrılış tarihi kullanmak yerine ortaklık ve temsil çizelgeleri ayrı hazırlanmalıdır. Her çizelgenin dayanağı olan karar ve kayıt gösterilir.
İstifa yazısı, şirket kararı, tescil ve ilgili kurum bildirimleri birlikte incelenir. Kişinin fiilen işe gitmeyi bırakması, hukuki görev ve yetkinin ne zaman sona erdiği sorusunun yerini tutmaz. Borç dönemiyle görev dönemi karşılaştırılırken tahakkuk, beyan ve ödeme aşamaları da gözden kaçırılmamalıdır. Yalnız verginin ilişkin olduğu yıl üzerinden genel sonuç verilmemelidir.
Şirketten ayrılan kişinin arşivinde temsil belgelerinin ve teslim kayıtlarının bulunması yararlıdır. Belgeler şirkette kaldıysa bunlara erişim yolu araştırılır. Eski yöneticinin geçmiş kayıtları sonradan değiştirmeye çalışması yerine eldeki durumu koruması gerekir. Hangi belgelerin teslim edildiği ve hangi bilgilere erişimin sona erdiği de olayın anlaşılmasına yardımcı olabilir.
2026'da yayımlanan AYM kararı neyi değiştirmedi?
Anayasa Mahkemesinin 26 Kasım 2025 tarihli E.2025/55, K.2025/240 sayılı kararı 18 Mart 2026'da yayımlanmış; mükerrer 35. maddenin birinci fıkrasına yönelik iptal istemi reddedilmiştir. Bu karar, farklı bir tarihte bazı başka fıkralar hakkında verilmiş iptal kararıyla karıştırılmamalıdır. İlk fıkradaki kanuni temsilci sorumluluğu düzeni ortadan kalkmış değildir.
Bu güncellik, eski bir resmî açıklamanın bile yürürlük bilgisi kontrol edilerek okunması gerektiğini gösterir. İnternette hem yürürlükteki metin hem iptal öncesi alıntılar birlikte bulunabilir. Bir metinde farklı dönem temsilcilerin sorumluluğu anlatılıyor diye bunun güncel kanunun aynısı olduğu kabul edilmemelidir. Tarih ve hüküm düzeyi kontrolü yapılmalıdır.
Kararın bulunması, kişiye yöneltilmiş her talebin doğru olduğunu da kanıtlamaz. Alacağın niteliği, sıfat, dönem ve tahsil koşulları somut olayda incelenmeye devam eder. Anayasal denetimin sonucu ile kişinin ödeme emrine karşı ileri sürebileceği somut hukuka aykırılık sebepleri ayrı sorulardır. Dosya, tek bir kararın sonuç cümlesine indirgenmemelidir.
Ödeme emri geldiğinde süre ve yargı yolu nasıl ele alınır?
Kamu borcu için gönderilen ödeme emri, sıradan bir hesap özeti değildir. Tebliğ tarihi ve belgenin tabi olduğu başvuru düzeni gecikmeden kontrol edilmelidir. Vergi alacağı ile SGK alacağı aynı görev ve usul incelemesine tabi tutulmamalıdır. Şirkete yöneltilen işlemle kişiye yöneltilen işlem de birbirinden ayrılmalıdır.
Belgenin dayanak kısmında kişinin hangi sıfatla takip edildiği açık değilse bu belirsizlik not edilir ve dosya kayıtları araştırılır. Ancak kurumdan bilgi istenmesi, başvuru süresinin her durumda durduğu anlamına gelmez. Muhasebeciyle görüşme veya şirketin ödeme yapacağını söylemesi de hukuki takibin yerine geçmez. Mevcut tebligat kaydı korunmalıdır.
Ödeme, taksitlendirme veya başka çözüm düşünülüyorsa bunun kişisel takip ve varsa itiraz üzerindeki etkisi ayrıca incelenir. Kabul edilen ve tartışılan kalemler ayrılmalıdır. Borcun tamamını tek tutar hâlinde ele almak, aynı ödeme emrindeki farklı dönem ve sıfat hatalarını görünmez kılabilir. Belgelerin incelenmesiyle uygulanacak yol birlikte planlanmalıdır.
Varsayımsal örnek: küçük ortak aynı zamanda müdürse
Tamamen varsayımsal olarak bir limited şirkette yüzde yirmi payı bulunan kişinin bir süre müdürlük de yaptığını, daha sonra payını devrettiğini düşünelim. Şirketin farklı yıllardan vergi ve prim borçları vardır. Kişiye gelen yazıda toplam tutar görünmekte, borcun neden kendisinden istendiği ise ilk bakışta anlaşılmamaktadır.
Önce pay sahipliği ve müdürlük tarihleri ayrılır. Vergi kalemleriyle SGK kalemleri kendi düzenleri içinde incelenir. Pay oranına dayalı talep, kanuni temsilci veya yönetici sıfatına dayalı taleple karıştırılmaz. Şirketten tahsil koşulunun hangi kalemde gerektiği ve ilgili kayıtların bulunup bulunmadığı araştırılır.
Örnekte kişinin sadece yüzde yirmi payı bulunduğunu göstermesi bütün talepleri cevaplamaz; müdürlük sıfatı ayrıca önem taşıyabilir. Buna karşılık bir dönem müdürlük yapmış olması da her yıllık borcun koşulsuz kendisine yüklenmesini açıklamaz. Uygun inceleme, toplam tutarın altındaki her kalemin hukuki bağlantısını kurar. Varsayımda kesin sorumluluk veya kesin kurtuluş sonucu peşinen çıkarılmaz.
İlk görüşme için belge ve hesap rehberi
Şirket sözleşmesi, tarihsel sicil kayıtları, müdür seçimi ve ayrılış kararları, pay devir belgeleri, pay defteri kayıtları ve temsil belgeleri hazırlanmalıdır. Bunlara kişiye gelen yazının bütün sayfaları ve tebligat bilgileri eklenir. Borç dökümü yalnız ekran görüntüsü değil, dönem ve kalem bağlantısı görülebilecek şekilde alınmalıdır.
Her kalem için kurum, alacağın türü, dönem, doğum ve ödeme bilgisi, talep edilen sıfat ve ilgili belge kaydedilebilir. Ödeme veya mahsup varsa hangi borcu kapattığı gösterilir. Şirketin tahsil edilebilir varlığına ilişkin iddia da kayıtsız bırakılmaz. Teknik hesapla hukuki sorumluluk incelemesinin aynı veriler üzerinden yapılması sağlanmalıdır.
Belgeler eksikse mevcut olanlar gizlenmeden sunulur ve eksiklerin kaynağı belirlenir. Şirketin kapandığı veya eski ortağın ulaşılamadığı durumlarda arşiv ve kurum kayıtları özellikle önem kazanır. Başvurunun amacı yalnız borç tutarını azaltmak biçiminde kurulmaz; hukuken hangi sıfatla, hangi kapsamda ve hangi usulle takip yapılabileceği anlaşılmaya çalışılır.
Sık sorulan sorular
Sermayemi ödediysem kamu borcundan sorumlu olmam mı? Sermaye ödeme borcu ile özel kamu alacağı sorumluluğu farklıdır. Müdür olmayan ortak hiç takip edilemez mi? Ortaklığa dayalı kanuni sorumluluk koşulları ayrıca incelenir. Payımı devretmek geçmiş borcu kesin bitirir mi? Devir ve borç dönemleri birlikte değerlendirilir.
Vergiyle SGK borcu aynı yöntemle mi incelenir? Hayır; özel düzenlemeler, sıfat ve başvuru yolu ayrılır. Şirketin muhasebecisi vardı demek bütün sorumluluğu kaldırır mı? Kanuni ödev ve yetki düzeni ayrıca araştırılır. Gelen yazıyı şirkete iletmem yeterli mi? Kişiye yönelen işlemin kendi takibi gerekir. İlk aşamada tebligat kaydı, borç dökümü ve tarihsel şirket belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Resmî kaynaklar
6183 sayılı Kanun — limited şirket ortakları ve kanuni temsilciler, GİB güncel metni 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 10. madde — GİB 5510 sayılı Kanun, 88. madde — UYAP Mevzuat AYM, E.2025/55, K.2025/240, 26.11.2025 — 18.03.2026'da yayımlanan kararMevzuat ve uygulama somut olayın tarihine ve koşullarına göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme alın.
