Şirket adına imza ile kişisel güvenceyi ayırmak
Şirketin kredi veya tedarik sözleşmesini imzalayan kişi, her zaman yalnız şirketi temsil etmiş olmaz. Aynı belgede şirket yetkilisi, kefil ve başka bir güvence veren sıfatları birlikte bulunabilir. Bu nedenle borç talebi geldiğinde ilk soru imzanın kişiye ait olup olmadığı kadar, hangi sıfatla atıldığıdır. Şirket kaşesinin bulunması, belgenin başka bölümünde üstlenilmiş kişisel yükümlülüğü tek başına açıklamaz.
İnceleme sözleşmenin tamamıyla başlamalıdır. Ön sayfadaki taraf bilgileri, imza alanları, kefalet açıklaması, ek protokoller ve varsa senet birlikte değerlendirilir. Şirket ortağının kişisel sorumluluğu ile şirkete sonradan kefil olmasının doğurduğu sorumluluk farklı temellere dayanır. Bir kişinin yalnız ortak olmasıyla, belirli bir borç için şahsen güvence vermesi aynı şey değildir. Talebin hangi hukuki ilişkiye dayandığı anlaşılmadan yalnız şirketin borçlu olduğu söylenerek sonuca gidilemez.
Kefalet için yazılı metin ve el yazısı neden önemlidir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi kefaletin yazılı yapılmasını; azami sorumluluk miktarı ile tarihin belirtilmesini arar. Kefilin azami miktarı ve kefalet tarihini kendi el yazısıyla yazması gerekir. Müteselsil kefalet üstleniliyorsa bu sıfatın veya aynı anlamdaki ifadenin de kefilin el yazısıyla belirtilmesi önem taşır. Yalnız matbu bir metnin altındaki imza üzerinden bütün koşulların tamamlandığı varsayılamaz.
Pratik incelemede hangi alanın kim tarafından ve ne zaman doldurulduğu belirlenir. Fotokopi üzerinde görülemeyen bir yazım farkı, belgenin aslında anlaşılabilir. Başvuru sahibi hatırlamadığı bir ayrıntıyı kesin bilgi gibi sunmamalıdır. Boş alanın daha sonra doldurulduğu ileri sürülüyorsa bunun hangi kayıt veya olayla desteklendiği açıklanmalıdır. İmza inkârı ile el yazısının başkasına ait olması iddiası ayrı sorulardır; bunlar birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Azami tutar, şirketin toplam borcuyla nasıl karşılaştırılır?
Kefalet metnindeki tutar ile şirketin muhasebedeki toplam borcu farklı olabilir. Bir kredi çerçevesinde nakit kullanım, gayrinakdi risk, faiz ve diğer kalemler birlikte talep edilebilir. İnceleme, alacaklının toplam rakamını kefalet tutarıyla yan yana koymakla bitmez. Hangi kalemin hangi sözleşmeden doğduğu, kefalet kapsamına girip girmediği ve yapılan ödemelerin hesaba nasıl yansıtıldığı araştırılır.
İlk dosya hazırlığında asıl borcun hareketleriyle kişisel sorumluluk ayrı çizelgelerde gösterilebilir. Şirketin farklı tarihlerde kullandığı krediler aynı sözleşmeye bağlanmış olabilir; buna karşılık kefalet belirli bir ilişkiyi güvenceye almış olabilir. Limit artırımı ve yeni kullanım aynı işlem değildir. Banka veya tedarikçinin hesap dökümü, sözleşmenin kapsamıyla karşılaştırılmadan kesin kişisel borç tutarı olarak kabul edilmemelidir. Hesap incelemesinde eksik veri varsa tahmin ile doğrulanmış bilgi açıkça ayrılır.
Özellikle çok sayıda ticari kullanım varsa, şirketin borç dökümündeki her satır için sözleşme numarası ve kullanım tarihi istenebilir. Yenilenen bir krediyle önceki borcun kapatılması, muhasebe açısından sıfır bakiye görülmesiyle bütün güvence ilişkisinin bittiği sonucunu her zaman aynı biçimde doğurmaz. Hesap uzmanının belirlediği bakiye ile hukukçunun değerlendirdiği kişisel sorumluluk kapsamı birbirini tamamlayan fakat farklı incelemelerdir. İki incelemenin dayandığı belgelerin aynı tarih aralığını kapsaması sağlanmalıdır.
Eş rızası ne zaman ve hangi biçimde aranır?
Kanunun 584. maddesindeki genel kural, eşin yazılı rızasının kefalet kurulmadan önce veya en geç kurulurken verilmesidir. Mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı gibi kanunda gösterilen durumlar ayrıca değerlendirilir. Sonradan alınmış her onayın, başlangıçtaki eksikliği kendiliğinden giderdiği söylenemez. Kişinin sözleşme tarihindeki medeni hâli esas alınarak inceleme yapılmalıdır.
Rıza belgesinin hangi kefalete ilişkin olduğu anlaşılmalıdır. Eşin başka bir krediye, ipoteğe veya önceki sözleşmeye imza atmış olması aynı kapsamda onay verildiğini otomatik olarak göstermez. Belge tarihi, taraflar ve güvence konusu karşılaştırılır. Evlilik bilgisi sonradan değişmişse bu değişiklik, imza tarihindeki durumdan ayrılır. Başvuruda yalnız bugünkü medeni hâli açıklamak yerine sözleşme kurulurken geçerli kayıtlar sunulmalıdır. Rıza tartışması, diğer şekil koşullarının ayrıca incelenmesini gereksiz kılmaz.
Ticari istisna bütün şirket bağlantılı kefaletleri kapsar mı?
Şirket borcuna kefalette eş rızası bakımından önemli ticari istisnalar vardır. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibi veya ticaret şirketinin ortağı ya da yöneticisinin işletme veya şirketle ilgili kefaleti bunlar arasındadır. Bu nedenle ticari bağlantı hiç araştırılmadan eş imzası yoksa kefalet kesin geçersiz denilemez. Ancak şirketin herhangi bir çalışanının veya yöneticinin yakınının da aynı konumda olduğu varsayılmamalıdır.
İstisna değerlendirmesinde kefalet tarihindeki sıfat ile borcun ilgili işletme veya şirketle bağlantısı gösterilmelidir. Güncel sicil kaydı her zaman geçmişteki durumu tek başına açıklamaz; tarihsel kayıt gerekebilir. Eş rızası istisnasının bulunması, el yazısı ve diğer geçerlilik koşullarının da ortadan kalktığı anlamına gelmez. Şirket için verilmiş denilen güvence gerçekte başka bir kişinin borcunu kapsıyorsa ilişki ayrıca araştırılmalıdır. İşlemin ticari başlık taşıması bütün soruları tek adımda çözmez.
Adi kefalet ile müteselsil kefalet neden farklı incelenir?
Kefaletin türü, alacaklının kişisel güvence verene hangi koşullarda başvurabileceği bakımından önemlidir. Müteselsil kefalet ifadesi günlük konuşmada yalnız daha güçlü bir imza gibi algılanabilir; oysa borçluya veya mevcut teminatlara başvuru sırası yönünden sonuçlar doğurur. Bu nedenle kişinin hatırladığı sözlü açıklamayla yetinilmeyip sözleşmede üstlendiği sıfat ve bu sıfatın geçerli biçimde yazılıp yazılmadığı incelenmelidir.
Alacaklının önce şirketi takip etmek zorunda olduğu ya da şirket için işlem yapmadan her durumda kefile gidebileceği yönünde iki uç genelleme de dosyayı yanlış yönlendirebilir. Borcun muacceliyeti, ihtarlar, ödeme güçlüğü, teminatların niteliği ve sözleşme türü birlikte değerlendirilir. Kefaletin geçerli olup olmadığı ile talebin henüz yöneltilip yöneltilemeyeceği ayrı sorulardır. Birinci soruya olumlu cevap verilmesi ikinci sorunun araştırılmasına engel değildir.
Sözleşmede garanti veya müşterek borçlu yazması sonucu değiştirir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 603. maddesi, gerçek kişilerin başka ad altında verdiği kişisel güvenceler bakımından şekil, ehliyet ve eş rızası hükümlerinin uygulanmasını düzenler. Bu nedenle belgenin başlığında kefalet yerine garanti yazılması tek başına koruyucu kuralları devre dışı bırakmaz. Hukuki nitelendirme, yükümlülüğün gerçek içeriği ve kurulduğu ilişki üzerinden yapılmalıdır.
Bir kişinin borcun asıl tarafı olması ile başkasının borcunun ödenmesini güvenceye alması arasındaki ayrım özellikle önemlidir. Şirketin yaptığı ticari işlemden yararlanmak, kişiyi otomatik olarak o işlemin şahsi borçlusu yapmaz. Buna karşılık imzalanan metnin yalnız şirket borcuna destek olduğu söylenerek okunmaması da doğru değildir. İnceleme sırasında başlık, taraf sıfatı, ödeme taahhüdü ve borçla bağlantı birlikte ele alınmalıdır. Birkaç sözcük üzerinden sözleşmenin tamamı yeniden adlandırılmamalıdır.
Senetteki aval neden ayrı bir dosya başlığıdır?
Şirket kredisi için sözleşme yanında bono da imzalanmış olabilir. Senetteki aval, borçlar hukukundaki kefaletle aynı rejim değildir. Türk Ticaret Kanunu'ndaki aval düzeni ve senedin biçimi ayrıca incelenir. Adalet Bakanlığının yayımladığı içtihat da avalden kaynaklı talebin yalnız kredi sözleşmesindeki kefalet üzerinden değerlendirilmesinin yanlış sonuç doğurabileceğini göstermektedir.
Bu nedenle incelemeye sözleşme götürüp senedi dışarıda bırakmak önemli bir eksikliktir. Senedin ön ve arka yüzü, varsa ek kâğıdı, imzanın yeri ve kimin için güvence verildiği araştırılır. Bir kefalet savunmasının aval bakımından aynen kullanılabileceği varsayılmamalıdır. Aynı borç ilişkisi içinde farklı güvence belgelerinin bulunması, alacaklının iki kez tahsil edebileceği anlamına gelmez; ancak her belgenin doğurduğu hukuki sorun ayrıca belirlenmelidir. Belge asıllarına erişim ihtiyacı bu aşamada özellikle önem kazanabilir.
Ortaklıktan ayrılmak veya yeni müdür seçmek kefaleti bitirir mi?
Şirket payının devredilmesi, müdürlükten istifa edilmesi ve kişisel güvencenin sona ermesi ayrı işlemlerdir. Yeni ortaklarla yapılan iç anlaşmada eski borçların üstlenileceğinin yazılması, alacaklının taraf olmadığı bir düzenlemenin ona karşı nasıl sonuç doğuracağı sorusunu ayrıca gündeme getirir. Şirket sicilindeki değişiklik yapıldı diye bütün banka ve tedarikçi güvencelerinin kendiliğinden kapandığı kabul edilmemelidir.
Ayrılış planında aktif krediler, limitler, kefaletler ve senetler ayrı listelenmelidir. Alacaklıya gönderilen bildirimler ve alınan cevaplar korunmalı, borcun kapatıldığı söyleniyorsa hangi hesap ve hangi dönem için kapandığı anlaşılmalıdır. Yeni borç kullanımının eski güvenceyle ilişkisi de kontrol edilir. Kişinin şirketten ayrıldığını gösteren belge yararlıdır, fakat tek başına her kişisel yükümlülüğün sona erdiğini kanıtlayan genel bir ibra belgesi gibi kullanılamaz.
Varsayımsal örnek: şirket ortağı ve çalışan aynı belgeyi imzalarsa
Tamamen varsayımsal olarak bir ticaret şirketinin banka kredisi kullandığını, ortağın ve şirket çalışanının ayrı kefil alanlarına imza attığını düşünelim. İkisi de evlidir. Ortak kendi şirketiyle ilgili kefalet verdiğini, çalışan ise yalnız işlemin hızlı tamamlanması için imzaladığını söylemektedir. Sözleşmenin bazı alanları matbu, bazıları el yazısıyla doldurulmuştur.
Bu dosyada iki kişinin durumu aynı kabul edilemez. Ortağın ticari istisna kapsamındaki sıfatı ve şirket bağlantısı araştırılırken çalışanın eş rızası bakımından konumu ayrıca incelenir. Her ikisi için de el yazısı, tarih, tutar ve üstlenilen sıfat kontrol edilir. Ayrıca imzalanan bono varsa onun incelemesi ayrılır. Örnekte eş rızası hakkında ulaşılan sonuç, bütün sözleşmenin ve bütün güvence belgelerinin geçerliliği hakkında otomatik sonuç oluşturmaz.
Varsayımda çalışan, bir tutarın başkası tarafından yazıldığını ileri sürüyorsa bunu ortağın ticari sıfatıyla ilgili savunmaya karıştırmamalıdır. Ortağın sorunu ise sonraki limit artırımının kendi taahhüdüne etkisi olabilir. Her kişinin tarih, sıfat ve belge bakımından ayrı bir dosya özeti hazırlanır. Ortak bir görüşmede anlatılan şirket hikâyesi yararlı olsa da kişisel güvence verenlerin hepsinin aynı hukuki savunmaya sahip olduğu varsayımıyla hareket edilmemelidir.
İhtar veya takip geldiğinde hangi belgeler hazırlanmalı?
Sözleşmenin bütün sayfaları, kefalet alanları, ek protokoller, limit değişiklikleri, senetler, ödeme hareketleri ve bildirim belgeleri birlikte toplanmalıdır. Kişinin imza tarihindeki şirket sıfatı ile medeni hâli tarihli kayıtlarla gösterilir. Şirketin yaptığı ödemeler ve diğer teminatlardan sağlanan tahsilat ayrıca not edilir. İnceleme yalnız kefil olunan ilk güne değil, borcun oluşumu ve daha sonra istenen tutarın hesabına da uzanır.
Ödeme emri veya mahkeme belgesi geldiyse başvuru süresi belgenin türüne göre ayrıca incelenmelidir. Alacaklıyla telefon görüşmesi yapılması, usulüne uygun başvurunun yerine geçmez. Belgeler henüz tamamlanmamış olsa bile tebligatın ne zaman ve nasıl yapıldığı kayda alınmalıdır. Başvuru sahibi kendi yazışmalarını silmemeli, sözleşmeyi yeniden doldurmaya veya geçmiş tarihli açıklama üretmeye çalışmamalıdır. Eksik veya tartışmalı alanların mevcut hâli korunarak incelenmesi, sonradan değiştirilmiş bir belge üzerinden tartışmaktan daha sağlıklıdır.
Alacaklıya yapılacak açıklamada hangi tutarın kabul edildiği veya edilmediği dikkatle belirlenmelidir. Borç hesabını görmek için bilgi istemek ile yeni bir ödeme taahhüdü imzalamak aynı işlem değildir. Yeniden yapılandırma önerisi geldiğinde eski kefaletin kapsamı araştırılmadan yeni belgeye imza atılması, önceki tartışmayı farklı bir ilişkiye taşıyabilir. Bu nedenle yalnız taksit tutarı değil, metindeki kişisel yükümlülük ve ek güvence alanları da okunmalıdır.
Sık sorulan sorular
Şirket ortağı olduğum için her şirket borcunu şahsen öder miyim? Kişisel sorumluluğun hukuki dayanağı ve verilen güvenceler ayrı incelenir. Eşimin imzası yoksa kesin kurtulur muyum? Ticari ve diğer kanuni istisnalar araştırılmadan bu sonuç çıkarılamaz. El yazısı gereği yalnız imza demek midir? Hayır; kefaletin biçim koşulları belgenin ilgili alanları üzerinden incelenir.
Belgede garanti yazıyorsa kefalet kuralları uygulanmaz mı? Başlık tek başına belirleyici değildir; gerçek kişisel güvencenin niteliği değerlendirilir. Senetteki imzam sözleşmedeki kefaletle aynı mıdır? Aval ihtimali ayrıca incelenmelidir. Şirketten ayrılınca bütün güvenceler sona erer mi? Ayrılışın yanında sözleşmeler ve alacaklının hukuki konumu da değerlendirilir. İlk görüşmeye yalnız ödeme talebi değil, talebin dayandığı bütün güvence belgeleri götürülmelidir.
Resmî kaynaklar
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — kefaletin şekli ve kişisel güvenceler, UYAP Mevzuat UYAP İçtihat — kefalet koşulları ve ticari eş rızası istisnasının değerlendirilmesi UYAP İçtihat — aval ile sözleşmesel kefaletin ayrı incelenmesiMevzuat ve uygulama somut olayın tarihine ve koşullarına göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme alın.
