Tanık olarak çağrılmak suçlanmak anlamına gelmez
Ceza dosyasından gelen bir çağrı kâğıdı, kişinin hemen şüpheli veya sanık olduğu anlamına gelmez. Tanıklık, olay hakkında bilgi sahibi olduğu düşünülen kişinin dinlenmesiyle ilgilidir. İlk yapılacak iş evraktaki sıfatı, dosyayı, çağıran makamı ve tarihi okumaktır. Aynı kişi farklı dosyalarda farklı sıfatlarla yer alabilir. Bu nedenle başka bir dosyadaki deneyime dayanarak gelen her daveti aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir. Belgenin kime yönelik olduğu ve hangi işlem için düzenlendiği anlaşılmalıdır.
Tanığın görevi bir tarafı haklı çıkarmak veya dosyayı sonuçlandırmak değildir. Bildiğini, bilgisinin sınırları içinde doğru biçimde aktarması beklenir. Bunun yanında kanuni çekinme hakları bulunabilir. Çağrıya katılma ile her soruya cevap verme yükümlülüğü bu nedenle ayrı değerlendirilir. Kişi bir çekinme sebebi olduğunu düşünüyorsa bunu kendiliğinden bütün süreci yok saymanın gerekçesi haline getirmemelidir. Önce çağrının gereği ve sahip olduğu hakkın nasıl kullanılacağı belirlenmelidir.
Çağrı kâğıdını görmezden gelmek neden risklidir?
CMK 43 ve 44, tanığın çağrılması ve usulüne uygun çağrıya mazeretsiz gelmemesinin sonuçlarını düzenler. Zorla getirme ve gelmemenin doğurduğu giderlerin ödettirilmesi gündeme gelebilir. Bu nedenle ‘olaya karışmadım, gitmeme gerek yok’ düşüncesiyle evrakı bir kenara bırakmak sağlıklı değildir. Olayın faili olmak ile olay hakkında bilgi vermek farklı konulardır. Kişinin hiç bilgisi olmadığını düşünmesi de bunu uygun biçimde açıklama ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Pratik olarak çağrıdaki tarih, saat, yer ve dosya numarası ayrı not edilebilir. Aynı adliyede çok sayıda mahkeme bulunduğundan yalnız bina adresini bilmek yeterli olmayabilir. İletişim kurulacaksa evraktaki resmi bilgiler ve güvenilir kurumsal kanallar kullanılmalıdır. Telefonla arayan bilinmeyen bir kişiye kişisel bilgi veya ödeme gönderilmemelidir. Çağrının gerçekliği konusunda tereddüt varsa ilgili birimden doğrulama yapılabilir. Bu doğrulama, çağrıyı geciktirmek için değil doğru makama ve doğru işlem için hazırlanmak amacıyla yapılmalıdır.
Hastalık veya şehir dışında bulunma halinde hazırlık
Katılmayı engelleyen gerçek bir durum varsa mazeret zamanında ve dayanağıyla bildirilmelidir. İş yoğunluğu, yolculuk planı veya sağlık sorunu aynı koşulları taşımayabilir; değerlendirmeyi çağıran makam yapar. Mazeret gönderilmiş olmasıyla kabul edilmiş olması birbirinden ayrıdır. Bir arkadaşın ‘ben söyledim’ demesine güvenerek dosya takibini bırakmak, bildirimin ulaşıp ulaşmadığını belirsiz bırakır. Kişi kendi durumunu mümkün olduğunca açık ve doğrulanabilir biçimde anlatmalıdır.
Örneğin sağlık nedeniyle katılamama bildiriliyorsa belgenin hangi tarihe ve hangi engelle bağlantılı olduğu açıklanabilir. Başka şehirde bulunuluyorsa mevcut durumun süresi ve iletişim bilgisi verilebilir. Farklı yerde veya teknik yöntemle dinlenme ihtimali varsa buna ilgili makam karar verir; tanık kendi başına yer değiştirerek çağrıyı yerine getirdiğini varsaymamalıdır. Yapılan bildirim ve alındı kaydı saklanmalıdır. Yeni gün belirlenip belirlenmediği de takip edilmelidir. Somut mazeret, genel bir erteleme talebinden farklı bir açıklama gerektirir.
Yakınlık nedeniyle tanıklıktan çekinme
Kanunda belirlenen yakınlıklar tanıklıktan çekinme hakkı doğurabilir. Şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik sona erse bile eşi ve belirli derecedeki hısımları bu kapsamda değerlendirilir; evlatlık ilişkisi de düzenlenmiştir. Ancak her aile dostu, uzak akraba veya birlikte yaşayan kişi aynı gerekçeyle otomatik olarak kapsama girmez. İlişkinin hukuken niteliği açıklanmalı ve kanundaki koşullarla karşılaştırılmalıdır. Yakınlık bilgisinin doğru bildirilmesi, hakkın değerlendirilmesinin başlangıcıdır.
Tanık açısından önemli olan, yakınını korumak için gerçeğe aykırı anlatım kurmak yerine kanuni hakkı değerlendirmektir. Çekinme hakkı ile olayın gerçeğini değiştirme serbestliği aynı şey değildir. Kişinin çekinme imkânını kullanıp kullanmayacağı, kendisine açıklanan hak ve somut durum üzerinden ele alınmalıdır. Aile içinde herkesin aynı yönde karar vermesi gerektiği varsayılamaz. Farklı kişilerin yakınlık ilişkileri ve dosyadaki konumları değişebilir. Tanığın kendi iradesi yerine taraflardan birinin hazırladığı ortak anlatım kullanılmamalıdır.
Kendinizi veya yakınınızı suçlayabilecek soru
CMK 48, verilecek cevabın kişiyi veya kanunda belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek olması halinde cevap vermekten çekinmeyi düzenler. Bu hak, bütün soruların baştan sona cevapsız bırakılmasıyla aynı değildir. Belirli bir sorunun böyle bir sonuç doğurabileceği düşünülüyorsa bunun hukuki değerlendirmesi yapılmalıdır. Tanık olarak çağrılmış olmak, kişinin kendi sorumluluğu bakımından her türlü riski görmezden gelmesini gerektirmez. Tanıklık sıfatı ile kendini suçlamama güvencesi birlikte ele alınır.
Soruşturmanın kişinin kendi davranışına yöneldiği hissediliyorsa durumu belirsiz bırakmak yerine açıklık istenebilir. Hukuki yardım ihtiyacı, diğer kişilerin ne söylemesini istediğinden bağımsız değerlendirilmelidir. Bilmediği bir olay hakkında tahmin yürütmek veya kendisini korumak için başka bir kişiye gerçeğe aykırı isnatta bulunmak doğru yöntem değildir. Hangi sorunun neden tereddüt yarattığı açıkça belirtilebilir. Hak kullanımı ile yanıltıcı cevap arasında önemli fark vardır. Bu ayrım, dosyadaki sıfatın ve sorulan sorunun içeriğinin görülmesini gerektirir.
Meslek sırrı ve özel bilgi hakkında sorular
Meslek nedeniyle öğrenilmiş bilgiler için de kanunda özel çekinme düzenlemeleri bulunur. Avukatlık, sağlık meslekleri ve kanunda sayılan diğer faaliyetler bakımından kapsam ve koşullar aynı değildir. Her gizli olduğu düşünülen işyeri bilgisi kendiliğinden bu hükümlere girmez. Buna karşılık kişinin mesleki sıfatıyla öğrendiği belirli bir bilgiyi açıklaması isteniyorsa sır yükümlülüğü göz ardı edilmemelidir. Hangi bilginin hangi ilişki içinde öğrenildiği açıklanmalıdır.
Örneğin bir sağlık çalışanının olay yerinde tesadüfen gördüğü davranışla hizmet verdiği kişiden görevi sırasında öğrendiği bilgi farklı değerlendirilebilir. Tanık hazırlığında bu iki kaynağı ayırmak yararlıdır. Belgenin çalışılan kuruma ait olması da her sorunun kurum adına cevaplandırılacağı anlamına gelmez. Kişisel gözlem, mesleki kayıt ve başkasından aktarım birbirinden ayrılmalıdır. Gerekli hukuki değerlendirme yapılmadan bütün dosyanın üçüncü kişilere gönderilmesi doğru bir çözüm değildir. Açıklanması istenen bilgi ve talep eden makam netleştirilmelidir.
Gördüğünüzü, duyduğunuzu ve sonradan öğrendiğinizi ayırın
Tanıklığın değeri, kişinin her ayrıntıya cevap vermesinde değil bilgisinin kaynağını doğru göstermesinde yatar. Olayı bizzat görmek, bir ses duymak, başka kişiden dinlemek veya sonradan görüntü izlemek farklı bilgi kaynaklarıdır. Bunlar birbirinin yerine anlatılmamalıdır. Bir kişi olayın sadece başlangıcını görmüş olabilir; sonrasında ne olduğunu bilmediğini söylemesi anlatımını eksik veya yararsız yapmaz. Bilginin sınırını göstermek, mahkemenin hangi çıkarımı hangi kaynaktan yaptığını anlamasını sağlar.
Hazırlıkta kısa bir zaman çizelgesi kullanılabilir: nerede bulunuyordum, neyi doğrudan algıladım, neyi sonradan öğrendim? Tahmini mesafe veya süre kesin ölçüm gibi sunulmamalıdır. Görüş açısı, ışık ve dikkat durumu gözlemi etkileyebilir. Kişi bir davranışı gördüğünü söyleyip o davranışın arkasındaki niyeti de biliyormuş gibi anlatmamalıdır. Aynı şekilde bir konuşmanın tamamını duymadıysa tek cümleyi bütün olayın özeti haline getirmemelidir. Bu ayrımlar olayın doğru değerlendirilmesine yardımcı olur.
Kişi olayın tarihini bir tatil, toplantı veya vardiya değişimiyle ilişkilendirerek hatırlıyor olabilir. Böyle bir bağlantı varsa açıklanabilir; fakat bağlantıdan kesin saat üretmek doğru değildir. Aynı şekilde karşıdaki kişiyi tanıma biçimi belirtilmelidir. Önceden tanıdığı biriyle ilk kez gördüğü kişiyi ayırt etme koşulları farklı olabilir. Görülen giysi, duyulan ses ve kişinin kim olduğuna ilişkin çıkarım birbirinden ayrıldığında, tanıklığın hangi bölümünün doğrudan algıya dayandığı daha iyi anlaşılır.
Hatırlamamak, çelişki ve önceki beyan
Aradan zaman geçtiğinde ayrıntıların hatırlanmaması mümkündür. Tanık, boşlukları çevresinden duyduklarıyla tamamlamaya çalışmamalıdır. Önceki beyanla bugünkü hatırlama arasında fark varsa hangi konuda tereddüt bulunduğunu açıklayabilir. Bir kayıt veya belge hatırlamayı kolaylaştırmışsa bilginin kaynağı da belirtilmelidir. Olayı şimdi gerçekten hatırlamakla eski ifadesinde yazdığı için aynı cümleyi tekrarlamak aynı deneyim değildir. Kişi bu ayrımı dürüstçe ortaya koymalıdır.
Önceki tutanakta söylenmediği düşünülen bir ifade varsa bunun hangi bölüm olduğu gösterilebilir. Bütün belgeyi tek cümleyle reddetmek yerine somut farklılık açıklanmalıdır. Tanığın daha önce taraflardan biriyle konuşmuş olması da gerekirse belirtilmelidir; bu durumun anlatımı etkileyip etkilemediği değerlendirilir. Hazırlık, hatasız görünen bir ezber metin oluşturmaya dönüşmemelidir. Sorunun anlaşılmadığı yerde tekrar açıklama istenmesi, yanlış anlamaya dayalı kesin cevap vermekten daha sağlıklı bir iletişim sağlar.
Özellikle olay sosyal medyada tartışılmışsa, kişinin gerçek hatırlamasıyla sonradan okuduğu anlatımların birbirine karışması mümkündür. Tanık neyi gördüğünü anlatırken başka kişilerce oluşturulmuş yorumları kendi gözlemi gibi tekrarlamamalıdır. Görüşme öncesinde paylaşımlar üzerinde ortak cevap hazırlamak yerine kendi bilgi kaynağını ayırması daha yararlıdır. Hatırlama sınırlarını açıklamak, soru soran makamın hangi konuda ek inceleme yapması gerektiğini de gösterebilir. Kesin olmayan ayrıntıya kesinlik eklemek, başlangıçtaki eksikliği gidermez.
Duruşma günü, güvenlik kaygısı ve giderler
Tanık, kimliğini ve çağrı belgesini yanında bulundurabilir; ilgili evrak varsa hangi nedenle getirildiğini açıklamalıdır. Salonda kimin hangi sırayla dinleneceğine mahkeme karar verir. Başka tanıkların anlattıklarını öğrenip kendi anlatımını ona göre değiştirmek doğru değildir. Güvenlik veya baskı kaygısı varsa bu somut olaylarla ilgili makama iletilmelidir. Her kaygı otomatik olarak gizli tanıklık veya belirli bir koruma tedbiri sonucu doğurmaz; koşullar ayrıca değerlendirilir.
Yol ve katılım giderlerine ilişkin hak ve işlemler de sorulabilir. Güncel tarife ve somut ödeme koşulları görülmeden internetten eski bir tutar alınmamalıdır. Yapılan masrafa ilişkin belgeler saklanabilir; hangi ödeme için nereye başvurulacağı ilgili birimden öğrenilebilir. Bir tarafın yol parasını ödemeyi teklif etmesiyle tanığın doğru anlatım yükümlülüğü arasında pazarlık kurulamaz. Tanıklık karşılığında belirli bir ifadeyi verme beklentisi kabul edilmemelidir. Maddi hazırlık ve olayın doğru aktarılması ayrı konulardır.
Varsayımsal örnek: tartışmanın yalnız bir bölümünü gören kişi
Tamamen varsayımsal bir olayda, bir çalışan otoparkta başlayan tartışmanın ilk birkaç dakikasını görür, ardından binaya girer. Sonradan bir arkadaşından kavga çıktığını öğrenir. Tanık olarak çağrıldığında tartışmanın başlangıcı hakkında doğrudan bilgi verebilir; sonrasını ise arkadaşından öğrendiğini belirtmelidir. ‘Kavgayı gördüm’ demesi, iki farklı bilgi kaynağını birleştirir. Görmediği bölümü doğru tahmin etmiş olması bile bunu kendi gözlemi gibi aktarmasını haklı hale getirmez.
Aynı örnekte sanığın tanığın kardeşi olduğunu düşünelim. Bu durumda yakınlığa bağlı çekinme hakkı ayrıca değerlendirilir. Kişi hem akraba hem görgü sahibi olabilir; biri diğerini ortadan kaldırmaz. Çekinme hakkını kullanmakla tanıklık yapıp doğru anlatımda bulunmak ayrı seçeneklerdir. Örnek, belirli bir kararın verilmesi gerektiğini söylemez. Çağrıya hazırlanırken önce dosyadaki sıfatın, ardından kanuni hakların ve en son bilginin kapsamının değerlendirilmesinin neden gerekli olduğunu gösterir.
Örnekte işyerinin giriş kaydı kişinin olay sırasında nerede olduğunu anlamaya yardımcı olabilir. Ancak kartın okutulmuş olması kişinin tartışmanın bütününü gördüğünü kendiliğinden kanıtlamaz. Kayıt ile gözlem farklı soruları yanıtlar. Tanık belgeyi getirdiğinde hangi bilgiyi açıklamak amacıyla sunduğunu söyleyebilir; belgenin göstermediği ayrıntıları ona yüklememelidir. Bu yöntem, kişinin kendi bilgisini olduğundan güçlü veya zayıf göstermeden aktarmasına yardımcı olur.
Sık sorulan sorular ve ilk kontrol listesi
Hiçbir şey bilmiyorsam gitmeyebilir miyim? Çağrının gereği ayrıca değerlendirilir; bilgisizliğin uygun biçimde açıklanması gerekir. Akrabayım, haber vermeden gelmesem olur mu? Çekinme hakkı çağrıyı kendiliğinden yok sayma yetkisi değildir. Her soruya cevap zorunlu mu? Kanuni çekinme halleri vardır. Tarafın yazdığı metni ezberlemeli miyim? Tanık kendi bilgisini doğru aktarır. Önceden ifade verdim, artık çağrılmam mı? Dosyanın sonraki işlemleri önceki ifade nedeniyle otomatik ortadan kalkmaz.
İlk hazırlıkta çağrı belgesi, dosya bilgisi, olayı hangi kaynakla bildiğinizi gösteren kısa not ve varsa gerçek mazeret belgesi yeterli bir başlangıç sağlayabilir. Hukuki terimleri ezberlemek yerine gözlemle yorumu ayırmak önemlidir. Kendiniz veya yakınınız bakımından ceza sorumluluğu endişesi varsa hukuki değerlendirme geciktirilmemelidir. Bilinmeyen ayrıntıları doldurmak, tarafların beklentisini karşılamak veya sosyal medyadaki anlatıma uyum sağlamak tanıklığın amacı değildir. Doğru hazırlık, bilinen kadar bilinmeyenin de açıkça söylenebilmesini sağlar.
Resmî kaynaklar
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, tanıklık ve çekinme hükümleri Adalet Bakanlığı, Tanıklık Zorunlu mudur? Adalet Bakanlığı, Tanık (Şahit) Kimdir?Mevzuat ve uygulama somut olayın tarihine ve koşullarına göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme alın.
