Yabancı kararı almak ile Türkiye’deki işlemi tamamlamak
Yurt dışında boşanma kararı alan kişi, Türkiye’deki nüfus kaydının da kendiliğinden değiştiğini düşünebilir. Ancak yabancı kararın Türkiye’de hangi amaçla kullanılacağı ayrıca değerlendirilir. Medeni hal kaydının düzeltilmesi, karara kesin hüküm etkisi verilmesi ve para veya başka yükümlülüğün yerine getirilmesi aynı işlem değildir. İlk soru yalnız ‘kararım geçerli mi’ değil, ‘Türkiye’de hangi sonucu elde etmek istiyorum’ olmalıdır. Bu ayrım, uygun yolun ve hazırlanacak evrakın belirlenmesini kolaylaştırır.
Örneğin kişi yalnız nüfusta boşanmış görünmek isterken başka biri karardaki nafakayı Türkiye’de tahsil etmek istiyor olabilir. İkisinin elinde aynı yabancı mahkeme belgesi bulunsa da başvurunun kapsamı farklıdır. Bütün karar için tek bir işlem adının yeterli olacağı varsayılmamalıdır. Dosya hazırlığı, kararın hüküm bölümündeki sonuçların ayrılmasıyla başlayabilir. Hangi bölümün medeni hale, hangisinin çocuklara veya mali yükümlülüklere ilişkin olduğu görüldüğünde hem başvuru hem beklenti daha somut hale gelir.
Nüfus kütüğüne idari tescil yolu ne sağlar?
5490 sayılı Kanun’un 27/A düzenlemesi, belirli koşulları taşıyan yabancı boşanma ve ilgili evlilik kararlarının nüfus kütüğüne tesciline imkân verir. Bu yol, her durumda Türkiye’de yeniden boşanma davası açılması gerektiği düşüncesinden farklıdır. Bununla birlikte kararın yetkili makamdan gelmesi, usulen kesinleşmesi ve kamu düzeni bakımından değerlendirilmesi gibi koşullar bulunur. Başvuru belgesinin adında boşanma yazması, bütün koşulların otomatik sağlandığı anlamına gelmez.
Pratik incelemede belgenin hangi kurum tarafından düzenlendiği, mahkeme kararı mı yoksa başka tür bir belge mi olduğu ve tam metninin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Bir avukatın gönderdiği sonuç yazısı veya tarafların özel anlaşması, yabancı makam kararıyla aynı belge değildir. Kişinin elindeki evrakın hukuki niteliği anlaşılmadan tercüme ve onay masrafına girişilmesi eksik işlem doğurabilir. Önce hangi belgenin gerekli olduğunun belirlenmesi, daha sonra o belgenin uygun biçimde hazırlanması daha verimli bir yol oluşturur.
Birlikte başvuru, ayrı tarihler ve tek taraflı başvuru
İdari yolda tarafların başvuru durumu önemlidir. Güncel resmi açıklamalar birlikte başvurunun yanında ayrı zamanlarda başvuruyu ve belirli tek taraflı başvuru hallerini ele alır. Ayrı başvurular için belirtilen doksan gün, boşanma kararından itibaren genel bir hak kaybı süresi olarak anlaşılmamalıdır; iki müracaat arasındaki süreyle ilgilidir. Eşlerden birinin yabancı, ölmüş veya Mavi Kart sahibi olduğu durumlarda hangi usulün uygulanacağı güncel resmi belge üzerinden kontrol edilmelidir.
Bu nedenle ilk görüşmede her iki tarafın vatandaşlık ve başvuru bilgisi açıkça verilmelidir. Çifte vatandaşlık varsa yabancı kimlikteki adla Türk nüfus kaydındaki adın aynı kişiye ait olduğu anlaşılmalıdır. Diğer tarafın katılmadığı her durum için tek bir cevap yoktur; hangi istisnanın söz konusu olduğu belirlenir. Tarafın yabancı olmasıyla iki Türk vatandaşının başvuru konusunda anlaşamaması birbirine karıştırılmamalıdır. Temsilci aracılığıyla işlem düşünülüyorsa vekâletnamenin uygunluğu ve kapsamı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Kesinleşme neden karar tarihinden farklı olabilir?
Yabancı kararın verildiği tarih, ilgili ülke hukukuna göre kesinleştiği tarih olmayabilir. Karar üzerinde kesinleşme bilgisi bulunmaması halinde ayrıca onaylanmış belge gerekebilir. Bu nedenle yalnız hükmün açıklandığı günü gösteren bir sayfayla hazırlığın tamamlandığı düşünülmemelidir. Kesinleşme, dosyanın sonucuna ilişkin haber alınmasından farklı bir hukuki bilgidir. Başvuruda kullanılacak metin ile kesinleşme belgesinin aynı karara ait olduğu da kontrol edilmelidir.
Örneğin kararın numarası değişmiş, ek karar verilmiş veya mali hükümlere ilişkin farklı bir inceleme yapılmış olabilir. Kişi her belgenin hangi bölümü kapsadığını açıklayabilmelidir. Tercümede tarih veya dosya numarası hatası varsa, doğru kararın kesinleşmesinin belgelenmesi güçleşebilir. Belgeler sıralanırken karar, ekler ve kesinleşme yazısı ayrı adlandırılabilir. Bu hazırlık, yalnız eksik evrakı görmek için değil kararın hangi sonuca ne zaman ulaştığını anlamak için de gereklidir. Aynı ülkenin bütün kararları aynı biçimde düzenlenmeyebilir.
Tercüme, onay ve apostili genel kuralla karıştırmayın
Yabancı belgenin Türkiye’de kullanılmasında tercüme ve uygun onay zinciri değerlendirilir. Ülkeye ve belgenin niteliğine göre apostil veya başka tasdik usulleri gündeme gelebilir; milletlerarası sözleşmelerdeki istisnalar da dikkate alınmalıdır. Bu nedenle ‘bütün belgelerde mutlaka aynı apostil gerekir’ veya ‘çok dilli belge varsa hiçbir işlem gerekmez’ şeklindeki genel cümlelerle hareket edilmemelidir. İşlem yapılacak makamın güncel belge listesi ve uygulanabilir düzenleme birlikte incelenmelidir.
Özellikle isimler, doğum tarihleri, dosya numarası ve kesinleşme bilgisi tercümede doğru görünmelidir. Mahkeme kararındaki belirli terimlerin hukuki karşılığı önem taşıyabilir. Kararın yalnız sonuç kısmını tercüme ettirmek bütün başvurularda yeterli olmayabilir. Aynı belgenin önceki ve sonraki örnekleri varsa hangisinin onaylandığı anlaşılmalıdır. Onay işleminin yapılmış olması da içeriğin başvurunun amacıyla uyumlu olduğu sorusunu tek başına çözmez.
Başvuru sahibi birden fazla tercüme yaptırmışsa hangi nüshanın esas alınacağı belirlenmelidir. Eski bir tercümedeki yazım hatasının yeni belgede düzeltilmiş olması, eski örneğin halen dosyada kullanıldığı ihtimalini ortadan kaldırmaz. Aynı adın yabancı yazımında karakter farklılıkları varsa bunun kimlik bilgisiyle ilişkisi açıklanabilir. Farklı kişi sanılma riskini azaltan, yalnız adın benzerliği değil diğer kimlik bilgilerinin de tutarlı biçimde gösterilmesidir. Belge incelemesi bu yüzden sadece kaşe saymaktan ibaret değildir.
Başvuru makamını seçerken mevcut dosyayı da kontrol edin
Yurt dışındaki temsilcilik ile Türkiye’de yetkili nüfus makamına başvuru seçenekleri somut durumla birlikte incelenir. Bir dış temsilciliğin görev alanına ilişkin açıklaması bütün dünyaya aynı biçimde uygulanmamalıdır. Daha önce başka yerde açılmış başvuru varsa bunun durumu öğrenilmelidir. Aynı işlem için birbirinden habersiz birden fazla dosya yürütmek, hangi evrakın nerede bulunduğunu ve başvurunun hangi aşamada olduğunu belirsizleştirebilir.
Antalya’da yaşayan ve boşanma kararını başka ülkeden alan kişi, önce nüfus kaydını ve elindeki yabancı belgeleri bir araya getirebilir. Belgelerin başka bir temsilciliğe gönderilmiş olması, yeni başvurunun tamamen sıfırdan yapılacağını varsaymayı gerektirmez; önce mevcut dosyanın durumu incelenir. Yetkili makamın istediği bilgi ile kişinin başvuruda sunduğu bilgi eşleştirilmelidir. Varsa ret yazısının gerekçesi okunmadan aynı evrakı farklı yere tekrar sunmak, sorunun kaynağını ortadan kaldırmayabilir. Başvuru takibi kayıt numarası üzerinden yapılmalıdır.
Nafaka, velayet ve tazminat tescille otomatik uygulanmaz
Resmi konsolosluk açıklamalarında idari tescilin yalnız boşanma kaydına yönelik olduğu, nafaka ve velayet gibi hükümlerin uygulanması için ayrıca yetkili Türk mahkemesinde işlem gerektiği belirtilir. Bu yüzden nüfus kaydının değişmesiyle karardaki bütün mali ve çocuklara ilişkin sonuçların Türkiye’de icra edilebilir hale geldiği varsayılmamalıdır. Hangi hüküm için tanıma, tenfiz veya başka özel yol gerektiği ayrı değerlendirilir. Milletlerarası sözleşmelerin uygulanması da somut konuya bağlıdır.
Pratik olarak karar üç gruba ayrılabilir: medeni hal, para yükümlülükleri ve çocuklara ilişkin düzenlemeler. Her grup için kişinin Türkiye’de elde etmek istediği sonuç yazılır. Örneğin geçmiş nafaka borcunun tahsiliyle gelecekteki görüşme düzeninin uygulanması aynı talep değildir. Yabancı kararın bir bölümünün açık ve kesin olması, başka bölümünün belirsizliğini gidermez. Kişinin elindeki tercümede bu ayrımlar görünmüyorsa hazırlık tamamlanmadan metnin bütünü incelenmelidir. Sadece ‘boşanma tanındı’ cümlesi bütün ihtiyaçlara cevap vermez.
Kararda çocuk hakkında düzenleme bulunuyorsa çocuğun kimliği ve kullanılan isim de doğru anlaşılmalıdır. Evlilik kaydıyla çocuk kaydının birbirine karışması, istenen işlemi belirsizleştirebilir. Başvuru sahibi yalnız kendi medeni halini değiştirmek istiyorsa bunu, çocukla ilgili ayrıca değerlendirilmesini istediği konudan ayırmalıdır. Böylece belirli bir kaydın düzeltilmesi için yapılan başvuruya, çözmediği başka hukuki sonuçlar yüklenmez. Dosyanın başında amaçların açık yazılması sonraki işlemlerin sırasını kurmaya yardımcı olur.
Tanıma ve tenfiz davasının ayrımı
MÖHUK’ta tanıma, yabancı mahkeme kararının kesin delil veya kesin hüküm etkisiyle; tenfiz ise icra edilebilirliğiyle bağlantılı düzenlenmiştir. İki kavramın birlikte anılması, her başvuruda ikisinin de aynı kapsamda isteneceği anlamına gelmez. Kararın konusu, kesinleşmesi ve kanuni koşullar değerlendirilir. Mahkeme yolunda hangi yabancı hükmün hangi sonucu için talepte bulunulduğu açık olmalıdır. İdari tescilin kullanılamaması da yabancı kararın hiçbir şekilde değerlendirilemeyeceği sonucunu doğurmaz.
Bir dava hazırlığında yabancı dosyanın yeniden bütün ayrıntılarıyla tartışılacağı varsayımı yerine, Türkiye’de istenen hukuki etkinin çerçevesi belirlenmelidir. Karşı tarafa ilişkin adres ve tebligat bilgileri önem kazanabilir. Fakat sadece tarafların birbirine ulaşamaması üzerinden davanın sonucu peşinen söylenemez. Kararın verildiği usulde savunma hakkına ilişkin belgeler gerekiyorsa bunların kapsamı araştırılır. Bütün yabancı kararları tek örnek dilekçeye yerleştirmek, dosyaya özgü sorunları görünmez hale getirebilir. Kararın niteliğiyle talep arasındaki bağ korunmalıdır.
Ret yazısı, eksik belge ve Türkiye’deki devam eden dava
İdari başvuruda olumsuz yanıt verilmişse önce bunun eksik belgeye mi, başvuru koşullarına mı yoksa başka bir hukuki engele mi dayandığı anlaşılmalıdır. Sözlü olarak ‘olmaz’ denmesiyle gerekçeli yazılı karar aynı bilgi düzeyini sağlamaz. Başka bir mahkeme dosyası veya daha önce verilmiş ret kararı varsa bunun tam örneği incelenmelidir. Sadece sonucunu hatırlamak, sonraki yolun doğru belirlenmesi için yeterli olmayabilir.
Kişi Türkiye’de açılmış bir tanıma-tenfiz veya başka ilgili dava bulunduğunu gizlememelidir. Farklı makamların birbirinden habersiz yürüttüğü işlemler belge ve zaman kaybına yol açabilir. Retten sonra her durumda aynı işlem önerilemez; gerekçe ve dosyanın aşaması değerlendirilir. Dava yoluna geçilecekse daha önce sunulan evrakın hangi örneklerinin kullanılabileceği belirlenebilir. Yeni belge istenmesi halinde önceki belgeler atılmamalıdır. Özellikle isim ve tarih farklılıklarının nasıl ortaya çıktığını anlamak için eski örnekler de gerekli olabilir.
Varsayımsal örnek: nüfus kaydı ve nafaka için ayrı hazırlık
Tamamen varsayımsal bir olayda, yurt dışında kesinleşmiş boşanma kararı alan bir kişi Antalya’ya döner. Kararda hem boşanma hem düzenli ödeme yükümlülüğü vardır. Kişi nüfusta halen evli göründüğünü fark eder ve aynı başvuruyla geçmiş ödemelerin de tahsil edileceğini düşünür. İlk incelemede medeni hal kaydıyla para talebi ayrılır. Tescil koşulları için tarafların durumu ve belgeler; mali hüküm için ise kararın ilgili bölümü ve uygulanacak yol değerlendirilir.
Örnekte diğer tarafın yabancı uyruklu olması başvuru şeklini etkileyebilir; fakat ödeme yükümlülüğünün kapsamını kendiliğinden belirlemez. Kararın bir sayfasının eksik olması da yalnız belge düzeni sorunu değildir; tahsil edilmek istenen borcun hangi hükme dayandığını belirsiz bırakabilir. Bu nedenle kişi önce tam karar ve kesinleşme bilgisini hazırlar. Örnek, hangi başvurunun mutlaka kabul edileceğini göstermemektedir. Aynı yabancı kararın farklı sonuçları için farklı incelemeler gerekebileceğini ve işlemlerin amaç üzerinden planlanmasının yararını açıklamaktadır.
Varsayımsal kişinin daha önce konsolosluğa yalnız eksik bir tercüme gönderdiğini düşünelim. Yeni hazırlıkta o başvurunun kayıt numarası ve verilen yanıt da görülmelidir. Eksikliği tamamlamakla yeni bir usule geçmek farklı işlemler olabilir. Kişinin önceki dosyayı hiç yokmuş gibi anlatması, belgelerin neden birbiriyle uyuşmadığını açıklamayı zorlaştırır. Olayların sırasını doğru kurmak, henüz hangi sonucun elde edildiğini ve hangi ihtiyacın açık kaldığını görmeye yarar.
Belge rehberi ve sık sorulan sorular
İlk görüşmede yabancı kararın tamamı, kesinleşme belgesi, mevcut tercümeler ve onaylar, kimlik ve vatandaşlık bilgileri, nüfus kaydı, varsa önceki başvuru ve dava belgeleri bir araya getirilebilir. Her belgenin hangi makamdan ve hangi tarihte alındığı not edilmelidir. Vekille işlem yapılacaksa vekâletnamenin kapsamı ayrıca kontrol edilir. Evrak listesinin tamamlanması ile doğru hukuki yolun seçilmesi birbirini tamamlayan hazırlıklardır. Biri diğerinin yerine geçmez; eksik amaç bilgisi, eksiksiz görünen bir belge dosyasında bile sorun yaratabilir.
Karar yabancı ülkede kesinleşti, Türkiye’de kayıt kendiliğinden değişir mi? İlgili tescil veya yargısal işlem değerlendirilir. Doksan gün karar tarihinden mi başlar? Ayrı müracaatlar arasındaki süreyle karıştırılmamalıdır. Eşim gelmiyorsa hiçbir yol yok mu? Vatandaşlık, başvuru koşulları ve mahkeme yolu incelenir. Tescil nafakayı da tahsil eder mi? Medeni hal kaydı ile icra edilebilirlik ayrıdır. Her ülkede belge listesi aynı mı? Onay, sözleşme ve temsilcilik uygulaması somut ülke ve belge için kontrol edilmelidir.
Resmî kaynaklar
7077 sayılı Kanun, 3’üncü madde: 5490 sayılı Kanun’un 27/A düzenlemesi 7226 sayılı Kanun, 28’inci madde: tek taraflı başvuru düzenlemesi Berlin Başkonsolosluğu, 23.6.2025 tarihli yabancı boşanma kararı tescili açıklaması Viyana Başkonsolosluğu, 18.11.2025 tarihli belge ve kesinleşme açıklaması Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşlemleri, boşanma başvurusu açıklamaları 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında KanunMevzuat ve uygulama somut olayın tarihine ve koşullarına göre değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme alın.
